Özgür İnsana Müslüman Denir

İslam ve özgürlük kavramlarının yan yana gelmesi biraz tuhaf gelmiş olabilir. Aklımıza İslam’ın getirdiği sorumluluklar gelebilir hemen. Ancak bu sorumluluklar insanın özgür olmasına bir mani midir? Bunu anlamak için kelimenin etimolojilerini iyi bilmek şarttır. Örneğin özgür kelimesini ele alalım. Özgürlük; öz ve gür kelimelerinden gelmektedir. İnsanın özünden bahsedince o insanın kendisini, zatını anlarız. İnsanlardan ayrı bir anlam verdiğimizde nesneniz aslı, esası demektir. Cevher bu kelimenin tam karşılığıdır insan söz konusu olunca. Bir şeyin gür olması ise onda bolluk ve güçlü olmak anlamı taşıyor demektir. Yani özgür olmak insanın olarak bizim özümüzde, cevherimde, aslımızda, fıtratımızda olan şeyin fışkırması, serpilip hayat bulması demektir. Bu manada özgürlük insan olmanın bilincine varmak ve melek olma özentisini ve hayvan olma korkusunu bir yana bırakıp cevhere dönmemiz demektir.

Özgür olmak kendi halis, katışıksız ve arı vasıflarımızı baskılardan kurtarmak demektir. İşte Kur’an ve sünnet bu engellerin kaldırılmasında ve öze dönüş yolunda bize en güzel rehber olacaktır. Çünkü bu kaynaklar bize cevherimizi ve özgürlüğümüze düşman olan şeyleri göstermektedir. Diğer yandan kafirler öz denilince nefs anlarlar. Nefsini yani özünü gürleştirmek için sürekli nefsin istediklerini verdikleri için bizim öz kavramımız nefs manasında olmayacaktır. Çünkü nefsin gürlüğü onu doymak bilmez bir hınçla beslemek ve hiçbir zaman da doyuramamaktır.

Bizler Müslüman olduğumuz için özgür olma işaretlerini almış insanlarız. Ancak bu işaretleri de kaybetmemiz gayet mümkündür. Eğer biz de dünyanın veya çevrenin gösterdiği hedefler uğruna özümüzün gürlüğünü feda edersek biz de bu iki kaynağın( Kur’an ve Sünnet) bize gösterdiği hedeflerden sapmış olacağız. Çünkü özü gür olmayan insanların hakikate temas etmesi mümkün değildir. O, ancak dünya hayatında avunmayı ve dünya hayatı tarafından yüceltilmiş tatmin bölgesinde volta atmaya devam edecektir.

Nihayet özünü bilen, bir başka deyişle özünü beslemenin ne olduğunu bilen kişiler olmak zorundadır Müslümanlar. Ancak böyle bir durumda kurtuluş özden kopmamakla olacaktır. Son olarak özetlemek gerekirse; özgür insanlara Müslüman denir.

Müslümanın ve Diğerlerinin Özgürlük Anlayışı

Batı düşüncesinin özgürlük anlayışı dışsal, müslümanınki ise merkezidir. Yani batılılara göre hürriyet sınırları genişleyip daralabilen bir kavramdır. Eğer bir odada yaşamak zorunda iseler daha az hür ama iki katlı evde yaşamak zorundaysalar daha özgürdürler. Aynı şekilde uçakla seyahat ederken daha hür atla seyahat etmek zorunda olduklarında daha az hür olacaklardır. Ne kadar mala hükmediyorlarsa o kadar hürdürler aslında. Ancak Müslümanlar özgürlüğü böyle anlamazlar. Müslümanın özü çürüyebilir, sağlamlaşabilir, gürleşebilir hatta sönükleşebilir. Ama özümüz azalmaz veya çoğalmaz. Bizim özümüz Rabb’imizin bize verdiği cevherdir. Cevherimizin değerini bilirsek gürleşir, özgürleşiriz. Peki helal ve haramlar özgürlüğümüze mani değil midir? Aslında hayır. Çünkü onlar mevcudiyetimizi anlamamız için vardır. Varlık sebebimize yaklaşmak için bunlar olmazsa olmazlardır. Eğer bu sınırları bilmezsek yada kaybedersek, kimliğimizi, kişiliğimizi varoluş anlamımızı kaybederiz. Kainattaki yerimizi bize konulmuş olan sınırlar sayesinde kavrayabiliriz. Onlar bizim özümüzü gür, zihnimizi selim, bedenimizi küfrün karanlığından bağımsız kılacaktır.